Friday, December 03, 2010

BAY HİÇ


"GÖRECEKSİNİZ BİR ZARARIM DOKUNMAYACAK SİZE,BİR YARARIM DA DOKUNMAYACAĞI GİBİ!
"Yalnızlığımız belki de tek sığınağımız,hayal dünyamız tek mutlu olduğumuz yer midir?Umutlarımızı koruyabilmek için hayata hiç karışmamak mı gerekir?
Dünyanın kaosu içinde sakince dinlenebileceğimiz,bizi örselemeyecek,ufalamayacak bir an yok mudur?Bilmeye can attığımız,kıyısında bir ömrü geçirebileceğimizi düşündüğümüz,bıkmadan usanmadan peşinde koştuğumuz insanlar neden tanıştığımızda tüm yaldızlarını dökerler?"Sandığımız" ile "gerçek" arasında niçin bu denli büyük ve acıtıcı bir fark olur?Ve tüm hikayelerin sonunda neden kişi kendini alıp gitmek ve koyu bir karanlığa dönmek zorunda kalır?"

Böyle yazıyordu izlediğim oyunun tanıtım broşüründe.

Güzel oyundu. Herkes kendinden birşey bulabilirdi.Bay Hiç'in Fötr Şapkasının bebeğime ait olması, ve Bay hiç'in oyun sırasında Fötrü elinde eğip, bükmesi sırasında bebeğimin kulağıma "gitti bizim foter" diye karadeniz ağzı ile espri yapması hoştu.Bir diğer olay ise:arka sıralardaki bir izleyicinin oyundaki bir sahneye sesli gülerken,gülüşün peşinden birden çok gürültülü bir biçimde geğirmesiydi ki, oyundaki bazı esprilerden daha fazla bizi güldürdü.

Oyunu Kurban Bayramında izlemiştim. Sonraki hafta geldiğimde ise; Contemporary Istanbul'da hayata dair, insanlara dair, sanata dair herşeyin içindeydim sanki.

Tek başına gezinirken, hem sergiyi hem de insanları izledim.Bazı zevkleri güzellikleri paylaşmak,tartışmak üzerinde konuşmak istiyor insan."Görüyor musun ne güzel,ne ilginç "v.s. diyebilmek, gerçekten anladığına veya hissedebileceğine emin olduğun bir insana. Ama ben genellikle böyle şeyleri hep tek başıma yaşıyorum.Biliyorum ki etrafımdaki hiçbir insan hazzetmiyor bu tür sergileri gezmekten.Evde oturup ayaklarını uzatmak,biraz televizyon, biraz uyku daha keyifli onlar için.Zevk ve şevk meselesi galiba.Çok şükür sanata ve estetiğe olan duyarlılığımı hala kaybetmedim.
Sonra düşündüm,nedir sanatçı olmak? Yaşamında da estetik bir duruş sergileyebilmek galiba.Basitleşmemek,basitleştirmemek hiçbirşeyi,başkalarını ve kendini.Hayatı bu anlamda ciddiye almak gerek.Hayata bu anlamda katılmak gerek.Yaratmak şart değil,yaratılanları da aynı hislerle izlemek,özümsemek birazcık.
Sergi sonrasında Lütfi Kırdar'ın terasında geceyi ve gecede İstanbul'u izledim bir sigara içimlik.İçim huzur doluydu ve doygun; annem telefon açıp da Haydarpaşanın alevler içinde olduğunu söyleyinceye kadar.