Wednesday, September 22, 2010

UKDE SİNEMASI VİCKY CRİSTİNA BARCELONA

"Bana bir masal anlat Woody; içinde Barcelona olsun" deseler böyle bir film yapardı.Demişler mi acaba?

Aşk tabii asıl tema.

Görsellik de eklemek gerek.

Mekan da güzel olmalı.

Melodisi olmalı aşkın akılda kalan.

Kokusu da.

Ve tam da zamanında olmalı.

Kendini aşka hazırlaman, duyularını ona tamamen açman ve kucaklaman kocaman.

Filmin konusu özetle bu, bana göre.

Ama süregelecek,hiç sonlanmayacak aşk için bunların yanında birşey daha var:Rekabet.

Aşk bu bence.

Bir üste çıkma çabası.

Bu çok yorucu,bunaltıcı, sinir bozucu ve yıpratıcı bir süreç de olsa; sonlanamıyor ve bitmiyor.En sınırsız,en berbat,en küçültücü,en rezil şekilde de olsa devam ediyor.

Asla tekdüzeliğin bataklığına gömülmeden, olabildiğince çamura bulanma.

Bu yüzden herkes pes edip,kabullenip, geri çekilse bile Juan Antonio ve Maria Elena farklı bir biçimde hep devam ediyorlar.Diğerleri bir şekilde giriyorlar, bir süre kalıyorlar ve sonra çıkmak zorunda kalıyorlar.

Vicky için zamanın ve mekanın etkisi aşkı tetikliyor.

Cristina'da; aşka hazır olma ve akıntısına kapılma arzusu.

Judy; pişmanlıklarının içinde debeleniyor,geç kalmışlıkların girdaplarında sürükleniyor.Aşkın dışında kalan ama Vicky ile kendini dahil etmek isteyen.

Juan Antonio ve Maria Elena.Aşk onlarınki.Barcelona da onların,müzik de.Aşkı en çılgın, en cesur ve en korkusuz onlar resmediyorlar. En güzel müzik ve havadaki o gizemli koku eşliğinde elbette.

Thursday, September 16, 2010

Kocaman bir oğlan

Küçük kızın yeniden yaşamaya başladığı bu şehire ilk gelişi 1965 yılına rastlar.O zamanlar bu şehir, tipik bir küçük taşra şehridir.Büyük şehrin,rahatlığına, olanaklarına, kısacası konforuna alışkın bir aile için başlangıçta zordur.Henüz beş yaşındaki küçük kız için bile çok zordur.Ama yine de en kolay alışan ve en çabuk adapte olan da küçük kızdır.Çünkü o küçük bir kızdır.

Küçük kız;2000 li yılların sonuna doğru büyümeye başladığını farkettiğinde önce bunu artık daha fazla engelleyemeyeceğini düşünerek, kendini akışa bırakmaya karar verdi.Bu kadarı belki de yeterliydi.Omuzuna yüklenen sorumlulukları küçük bir kız olarak taşıması mümkün değildi.Fakat birkaç yıldan sonra büyümediğini, sadece yaş aldığını fark etti.Sorumlulukları bu denli rahat sırtlayabilmesinin gizi; küçük bir kız olarak kalmasında saklıydı. Çok şükür; O küçük bir kızdı.Ayrıcalığı vardı.Büyümesi mümkün değildi.

Bu yüzden tekrar dönmeyi ve yeniden başlamayı göze aldı.Biliyordu adapte olacağını.

Şimdi çocukluğunun bu şehrinde, çocukluğunun en güzel anılarını tekrar hatırlamanın hazzını yaşıyor.

Çok değil bir hafta önce gecenin karanlığında camdan dışarı bakarken kendisinden kocaman bir oğlan çocuğundan hayata dair umut dolu sözler işitmiş, teselli bulmuştu."Yaz" demişti oğlan.Yaz! Ne olursa,nasıl olursa,aklına ne gelirse yaz! Yaz!Lütfen yaz!
"Bu oğlan ne kadar çabuk kocaman oldu" diye içinden geçirmişti, o konuşurken küçük kız.Oğlan konuştukça büyürken, küçük kız o konuştukça iyice küçülüyordu.

Ve bir kaç gün sonra ayrılırlarken, küçük kız kocaman oğlanı banyoya saklanıp küçük bir çocuk gibi ağlarken yakaladığında, kocaman bir kadın gibi sarılıp, geleceğe dair yüreklendirmeye çalışmıştı.

Kocaman kadın gülümseyerek son bir el sallayışla veda ederken kendisine, balkondan bir bardak su döktükten hemen sonra oğlan tekrar kocaman, gözyaşlarına boğulan kadınsa küçücük olacaklardı.

Küçük kız takside gözyaşlarını gecenin karanlığına iyice akıttıktan sonra karar verdi yazacaktı.Hep yazacaktı.

Kendisini hiçbir şeyin merkezine koymamıştı ve hiç kimse de bu duyguyu ona hissettirmemişti. Ancak o gece, her zaman ve sadece kocaman oğlanın merkezinde olduğunu kavramıştı.

Ve sana ey kocaman oğlan,
O gecenin şarap tadına.

Sana

Küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden,
Seni öpsünler diye gönderiyorum sana.
Bana, kucaklarında seni getiriyorlar;
Ben de sonra o seni getiriyorum sana.


Özdemir Asaf

Tuesday, September 07, 2010

Galata

Alacakaranlıkta,köprüaltında dün,
İçinden gemiler geçerken kadının,
Kan denize aktı gözlerinden.
İrindi,cerahattı,çamurdu deniz.
Karaydı oltalar,balıklar,
Bakışsızlığında kadının.
Kördü,gecenin bir yarısı ve kadın.
Gecenin kör yarısında,
Kör bir kadın,
Kör karanlığa bakarken camdan,
Üşüyordu sigarasında.
Öptü,genç bir erkek çıplak omuzundan.
Ve kadın,
Baktı dönmeden ardına, genç erkeğe.
Kanındandı.
Genç erkeğin kanı içine aktı kadının.
Kzıldı,cam,ayna,sokak.
Isındı kadın.