Thursday, September 29, 2005

Karar vermeniz gerektiğinde; bu karar geleceğinizi etkileyecekse sadece sizin değil sizi seven ve sizin sevdiğiniz pek çok kişinin de geleceğini etkileyeceğini bildiğinizde ne yapmalısınız?

Merkeze kendinizi mi koymalısınız?Böyle yaptığınızda tercihlerinizi yine o kişilerden etkilenmeden mi yapmış olacaksınız.Duygularınız yine devreye girmeyecek mi?

Onları değil kendimi düşünmeliyim,düşünüyorum dediğinizde kendiniz için bile onları işin içine katmadan karar verebilir misiniz?

Ne yapmalıyım acaba?Çekip gitmeli miyim?Çekip gitmiş mi olacağım gittiğimde.Ya bende kalanlar?Benimle birlikte gelenler?Arada mesafeler olunca,ulaşmak istediğimde ulaşamadığımda ne olacak.Aklımda, düşüncelerimde benimle olmaları yetecek mi?

Thursday, September 22, 2005

Dün düşündüm de bir kadının ortalıkta dolaşan tecavüz kayıtlarında; herkes kadının görüntülerini konuşuyor.

O kayıtları ortalığa düşüren erkeğe ne demeli.Dikkatler kadının cinsel organına odaklanmış durumda. Peki ya erkeğin organı?Kadınınki mahrem.Erkekler organlarını sergilemekte özgür mü?Özgür.Özgürleşmiş.Duygusal ve aptal kadınlar sayesinde.

O erkek izlerken veya izlendiğini bildiği için kendinden ve kimseden rahatsız olmaz mı?İki kişi arasında geçen bir birleşme anını, yayınlamak veya ilerde şantaj için kullanmak amacıyla diğer tarafın bilgisi ve rızası olmadan görüntülemek için nasıl bir kin ve intikam duygusu olmalı ki? İleride işime yarar diye bir birleşme anını görüntülemek.

Kendi yüzünü gizlemek ama cinsel organını çekinmeden ortalığa dökmek. Karşı tarafın ise yüzünü,vücudunun heryerini sergilemek.

Çok özel ve hatta pek çok insan için sevgiyle ve zevkle paylaşılan o anlarda, ince hesaplar içinde olmak.O düşüncelerle sarılmak ,öpmek, okşamak.İşin fiziksel boyutu da şaşırtıcı aslında. Bir erkek beyninde bunlar varken birleşmeye nasıl konsantre olabilir.Bu ne sevgisizlik ve duyarsızlık!Şaşmamak elde değil.

Ya izleyenlere, aynı zamanda başkalarına da mail yoluyla izlettirenlere,kayıtlar üzerinde yorum yapanlara ne demeli?Ne kadar küçülüyorlar ve bunun farkında bile değiller.

En çok şaşırtan ise: bu kayıtları izleyenlerin konuştukları tek şey, birleşmenin kadın tarafı.Hiç kimse erkeğin cinsel organı üzerinde yorum yapmıyor:) Sergilenen diğer organ daha enteresan sanırım.Ya da insanların beyinleri (kadın ve erkek ayırmadan tüm beyinler) kadını aşağılamaya kurgulanmış.Oysa uyuşmuş vaziyette ve olayın farkında değilmiş.Peki ya farkında olan taraf.Onun o kayıtları alırken ve aynı zamanda birleşmeyi gerçekleştirirken hissettikleri.

Bir insan kendini bu kadar kaybeder mi?Sergilediği ve küçük düşürmeye çalıştığı sadece kadın mı?

Olayın tek ve gerçek zavallısı o. Ne yazık ki bunun farkında olamayacak kadar nefretle dolu.Kime karşı mı? Elbette kendisine karşı.

Tuesday, September 20, 2005

ilk

Bugün, "rakı şişesinde balık olmak" hakkında ilginç bir yorumla karşılaştım.

Sarhoşluğa övgü olarak niteliyordu yazan.Belki de benim dışımda pek çok kişi böyle düşünüyordu.

Oysa ben hiç bir zaman böyle algılamamıştım.Tutkuyu anlatan bir şiirdi bence.Bağımlılık değil ama.Birşeyi belki de bir kişiyi tutkuyla sevmek.Tüm benliğinle.O kişiyle veya o şeyle harmanlanmak, sarmalanmak,içiçe olmak, yoğrulmak,bütünleşmek,keşfetmek,sınırlarında ve içinde dolaşmak,birleşmek ama kendin olmaktan vazgeçmeden.

Kim böylesine bir tutkuya aynı şekilde yanıt verebilir?

O yüzden mi rakı acaba?