Dalgaların içinde dönerken küçük kız gözlerini mutlaka açardı.Oysa kumlar bir iğne gibi batardı o zaman gözlerine ve gözleri çok acırdı.Ama yine de açardı gözlerini inatla.Dalgalar,köpüren bir maden suyunu andırırdı o sırada, kulaklarında hoş bir çınlama ve inceden bir vızıltı olurdu.Küçük kız buna bayılırdı.Kış aylarında kimi kez annesi maden suyunu bardağa boşalttığında, küçük kız bardağın üzerine eğilir, dalgaların içindeyken hissettiği o mutlu dönüşün verdiği hazzı hatırlar, o hoş vızıldamayı dinlerdi.
Küçük kız o zamanlar henüz özgürlüğün ne demek olduğunu bilmiyordu.Ama kendini boş bırakmanın, akışa kaptırmanın ne denli vazgeçilmez olduğunu çoktan keşfetmişti.Bu keşif giderek artacak, onun tüm yaşamını etkileyecek, çoğu kez de mutsuzluğuna yol açacaktı.Çünkü peşinden devamlı koşacağı bu isteğin önünde her zaman,mutlaka bir engel olacaktı.Zamanla bir ikilem halini alacak bu engeli, kendisi mi, yoksa başkaları mı koyacaktı veya o engeli başkalarına yükleyerek mi kurtulacaktı üzerindeki baskılardan bilinmez, ama küçük kız bu engelleri aşmayı hep düşleyecekti.Hep de aşacaktı düşlerinde kolayca.
Küçük kız yalnız olamayacak kadar küçüktü.Büyüdüğünde de yalnız olamayacak kadar büyümüş olacaktı.Oysa dalgaların içinde yalnız olabilecek kadar yalnızdı.
Dalgalar onu kıyıya bıraktığında küçük kız nefesi kesilmiş bir halde gözlerini kapadı.Yüzü ıslak kumların arasına gömülmüş bir süre bekledi.İki parlak göz ve simsiyah bir suratla annesine doğru sırıtarak baktı mutlulukla.Bikinisinin üstü sıyrılmış,altı poposunun arasına girmişti.Annesi tedirgin olmuş ve biraz da korkmuştu besbelli.Gözleriyle konuşurdu annesi.Ve şimdi de gözleriyle "hemen kalk yüzünü temizle, mayonu düzelt ve dinlen biraz" diyordu.
İtiraz etmedi küçük kız, itirazın da bir anlamı yoktu ki zaten.Sırıtmayı sürdürerek annesinin isteğini yerine getirdi.Sıcacık kumlara uzandı.
Deniz soğuktu o gün.Kum ısıtmıştı, ama aynı zamanda hemen ıslanmıştı küçük kızın üzerinden süzülen denizin hoş kokulu suyu ile.O da hemencecik yandaki kuru kuma doğru kaydı.Birazdan çişini bırakacaktı o sıcak kuma.Hayatta bundan daha keyifli olan bir diğer şey, denizde yapmaktı aynısını.
Küçük bir kız olmak bir ayrıcalıktı.Hiç büyümeyen küçük bir kız olmak ise kutsanmışlıktı.
Küçük kız o zamanlar henüz özgürlüğün ne demek olduğunu bilmiyordu.Ama kendini boş bırakmanın, akışa kaptırmanın ne denli vazgeçilmez olduğunu çoktan keşfetmişti.Bu keşif giderek artacak, onun tüm yaşamını etkileyecek, çoğu kez de mutsuzluğuna yol açacaktı.Çünkü peşinden devamlı koşacağı bu isteğin önünde her zaman,mutlaka bir engel olacaktı.Zamanla bir ikilem halini alacak bu engeli, kendisi mi, yoksa başkaları mı koyacaktı veya o engeli başkalarına yükleyerek mi kurtulacaktı üzerindeki baskılardan bilinmez, ama küçük kız bu engelleri aşmayı hep düşleyecekti.Hep de aşacaktı düşlerinde kolayca.
Küçük kız yalnız olamayacak kadar küçüktü.Büyüdüğünde de yalnız olamayacak kadar büyümüş olacaktı.Oysa dalgaların içinde yalnız olabilecek kadar yalnızdı.
Dalgalar onu kıyıya bıraktığında küçük kız nefesi kesilmiş bir halde gözlerini kapadı.Yüzü ıslak kumların arasına gömülmüş bir süre bekledi.İki parlak göz ve simsiyah bir suratla annesine doğru sırıtarak baktı mutlulukla.Bikinisinin üstü sıyrılmış,altı poposunun arasına girmişti.Annesi tedirgin olmuş ve biraz da korkmuştu besbelli.Gözleriyle konuşurdu annesi.Ve şimdi de gözleriyle "hemen kalk yüzünü temizle, mayonu düzelt ve dinlen biraz" diyordu.
İtiraz etmedi küçük kız, itirazın da bir anlamı yoktu ki zaten.Sırıtmayı sürdürerek annesinin isteğini yerine getirdi.Sıcacık kumlara uzandı.
Deniz soğuktu o gün.Kum ısıtmıştı, ama aynı zamanda hemen ıslanmıştı küçük kızın üzerinden süzülen denizin hoş kokulu suyu ile.O da hemencecik yandaki kuru kuma doğru kaydı.Birazdan çişini bırakacaktı o sıcak kuma.Hayatta bundan daha keyifli olan bir diğer şey, denizde yapmaktı aynısını.
Küçük bir kız olmak bir ayrıcalıktı.Hiç büyümeyen küçük bir kız olmak ise kutsanmışlıktı.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home