Bir yaz sabahı.Küçük kız uyandı.Çok sık yaptığı gibi yine mayosuyla yatmıştı gece.Mayonun içinde kalan kumlar kuruyup yatağın içine dökülmüştü.Annesi kızacaktı.Küçük kız hiç de umursamadı bunları.Tuzlu sudan keçeleşmiş açık kumral saçları, güneşten iyice kül rengine dönmüş kaşları kirpikleri sapsarı olmuştu.Çocuk olmanın ayrıcalığının farkında, tadını özgürce çıkarmak istiyordu sorumsuzluğun.Dışarda gaz ocağının o güneşe karışan kokusu ne de hoş oluyordu, demlemiş çay kokusu ile karıştığında.
Fırfırlı poplin bikinisiyle kendisini pek de beğeniyordu.Hemen midye kabuklarından yapılmış kolyesini boynuna taktı.Gözlerindeki çapakları parmaklarıyla iyice temizledi.Saçlarını lastikli arap kızı tokasıyla tutturdu taramadan.
Kahvaltı sofrasına kuruldu.Hiç sevmediği reçel, yazın pek bir hoşuna gidiyordu. Tereyağ yiyemezdi.Ama sana yağının üzerine tuz ekerse annesi , o zaman zevkle yiyebiliyordu.Annesinin ters ters bakışlarına aldırmadı.Ne demek istediğini pek ala anlıyor ama aldırmıyordu.Çişi vardı,sallanıyordu.Bu konuda üstüne yoktu.Annesi :"git yüzünü iyice yıka,dişini fırçala, çişini de yap öyle otur sofraya" diye çıkışmasa daha en az bir saat tutabilirdi çişini.
İsteksizce çadıra girdi.Havluyu erkeklerin yaptığı gibi omzuna astı,sabunu, diş tozunu ve diş fırçasını alarak tuvaletlerin yolunu tuttu.İğrenç tadına karşın diş tozu onundu.Fuar'da Kızılay çekilişinden çıkmıştı.bir de üzerinde"......Fuarı "yazan madalyon kolyesi vardı ama onu geceleri takıyordu.Diş tozu onu ayrıcalıklı kılıyordu.Macunan farklı birşeydi.Köpürmezdi.Midesini bulandırıyordu ama kimsede yoktu.
Tokyolarının bir bantı kopmuştu, epeydir.Babası şehire inince alacaktı yedek bantı.Böyle küçük parmağı dışarıda kalıyor, arada bir ayağı burkuluyordu ama yedek bant konusunda acelesi yoktu.Niyeti annesine pembe takunyalar aldırmaktı topuklusundan.Arkadaşınınki çok hoştu.Yürürken şıkır şıkır ses geliyordu.
Tuvalette çok kuyruk vardı.Zaten hep öyle oluyordu.Ama o sallanarak ve mavi gözlerini süzerek bakınca mutlaka bir büyük sırasını ona veriyordu.Tahta tuvalet tam bir kabustu.Kocaman bir yanardağın ağzını andıran deliğinden aşağıya bakıldığında üzerinde at sinekleri dolaşan cıvık, katı,sarmal,uzun, renk renk kakalar fışkırmaya hazır fokurdayan lavları andırıyordu.Kendisinden yaşça daha küçük bir kız o delikten düşmüştü.Çok daha sonra hep o kızı düşündü.Unutulmaz bir iğrençlikte ne kötü bir anı olmalıydı.
Aleacele işini bitirip, kendisini o heladan dar attı dışarıya.O bir prensesti.Böyle iğrenç helalarda çiş yapmak hiç yakışır mıydı ona.Öpülmemiş bir kurbağası vardı.Biliyordu ki birgün öpecekti.O prensle, Peru'ya ve daha nice gizemli ülkelere gidecekti.Maceraların prensesiydi.Düşlerinde romantizmden çok çılgınlıklar vardı o yüzden.Hem, henüz ilk aşkı Spiderman sarıyordu bütün benliğini.Elbette o da bir Spiderwoman olmalıydı.Geleceği düşünemezdi şimdiden.
Sıra lavabodaydı.
Temizlik kuyruğunda kendisine kimse sıra vermezdi.Arkadaşları pijamalarıyla kuyruktaydılar. O fırfırlı bikinsiyle denize hazırdı.İçinde yılanların çiyanların dolaştığı pis bir depodan geldiği söylenen suyla temizlik yapamazdı elbette.O yüzden iğrenç suyu yüzüne şöyle bir sürdü.Dişlerini de fırçalamadı tabi.Havluyla kurulanırken yüzünde özellikle ıslaklık bıraktı ki,annesi temizlendiğine inansın.Kuyruktakiler muhabbette olduklarından farkına bile varmadılar kaytardığının.
İşlem tamamdı.
Ama çile şimdi başlıyordu.Uzun muhabbetli bir kahvaltı.Bu kadar neşeli ve muhabbetli olmak zorunda mıydılar sanki. Şu yemek ne saçma birşeydi.Sonrasında bulaşıklar ve çadır temizliği.Bitmek bilmez işler.Çarşaf gibi deniz, dalganırdı öğlene kadar ve o bunu hep kaçırıyordu annesi yüzünden.Annesi hayattan zevk almayı bilmezdi.Hep söylenirdi.Kumlardan şikayet eder,gaz ocağından şikayet eder,tulumbadan gelen kumlu suyu sevmez ,nefret ederdi çadır hayatından.Oysa kumlar, deniz ve güneş... sudaki balıklar, etekleri lacivert , mor biyelerle süslü deniz anaları... Bundan daha güzel ne olabilirdi ki.
DEVAMI VAR
(Küçük kız sonunda denizde)
Fırfırlı poplin bikinisiyle kendisini pek de beğeniyordu.Hemen midye kabuklarından yapılmış kolyesini boynuna taktı.Gözlerindeki çapakları parmaklarıyla iyice temizledi.Saçlarını lastikli arap kızı tokasıyla tutturdu taramadan.
Kahvaltı sofrasına kuruldu.Hiç sevmediği reçel, yazın pek bir hoşuna gidiyordu. Tereyağ yiyemezdi.Ama sana yağının üzerine tuz ekerse annesi , o zaman zevkle yiyebiliyordu.Annesinin ters ters bakışlarına aldırmadı.Ne demek istediğini pek ala anlıyor ama aldırmıyordu.Çişi vardı,sallanıyordu.Bu konuda üstüne yoktu.Annesi :"git yüzünü iyice yıka,dişini fırçala, çişini de yap öyle otur sofraya" diye çıkışmasa daha en az bir saat tutabilirdi çişini.
İsteksizce çadıra girdi.Havluyu erkeklerin yaptığı gibi omzuna astı,sabunu, diş tozunu ve diş fırçasını alarak tuvaletlerin yolunu tuttu.İğrenç tadına karşın diş tozu onundu.Fuar'da Kızılay çekilişinden çıkmıştı.bir de üzerinde"......Fuarı "yazan madalyon kolyesi vardı ama onu geceleri takıyordu.Diş tozu onu ayrıcalıklı kılıyordu.Macunan farklı birşeydi.Köpürmezdi.Midesini bulandırıyordu ama kimsede yoktu.
Tokyolarının bir bantı kopmuştu, epeydir.Babası şehire inince alacaktı yedek bantı.Böyle küçük parmağı dışarıda kalıyor, arada bir ayağı burkuluyordu ama yedek bant konusunda acelesi yoktu.Niyeti annesine pembe takunyalar aldırmaktı topuklusundan.Arkadaşınınki çok hoştu.Yürürken şıkır şıkır ses geliyordu.
Tuvalette çok kuyruk vardı.Zaten hep öyle oluyordu.Ama o sallanarak ve mavi gözlerini süzerek bakınca mutlaka bir büyük sırasını ona veriyordu.Tahta tuvalet tam bir kabustu.Kocaman bir yanardağın ağzını andıran deliğinden aşağıya bakıldığında üzerinde at sinekleri dolaşan cıvık, katı,sarmal,uzun, renk renk kakalar fışkırmaya hazır fokurdayan lavları andırıyordu.Kendisinden yaşça daha küçük bir kız o delikten düşmüştü.Çok daha sonra hep o kızı düşündü.Unutulmaz bir iğrençlikte ne kötü bir anı olmalıydı.
Aleacele işini bitirip, kendisini o heladan dar attı dışarıya.O bir prensesti.Böyle iğrenç helalarda çiş yapmak hiç yakışır mıydı ona.Öpülmemiş bir kurbağası vardı.Biliyordu ki birgün öpecekti.O prensle, Peru'ya ve daha nice gizemli ülkelere gidecekti.Maceraların prensesiydi.Düşlerinde romantizmden çok çılgınlıklar vardı o yüzden.Hem, henüz ilk aşkı Spiderman sarıyordu bütün benliğini.Elbette o da bir Spiderwoman olmalıydı.Geleceği düşünemezdi şimdiden.
Sıra lavabodaydı.
Temizlik kuyruğunda kendisine kimse sıra vermezdi.Arkadaşları pijamalarıyla kuyruktaydılar. O fırfırlı bikinsiyle denize hazırdı.İçinde yılanların çiyanların dolaştığı pis bir depodan geldiği söylenen suyla temizlik yapamazdı elbette.O yüzden iğrenç suyu yüzüne şöyle bir sürdü.Dişlerini de fırçalamadı tabi.Havluyla kurulanırken yüzünde özellikle ıslaklık bıraktı ki,annesi temizlendiğine inansın.Kuyruktakiler muhabbette olduklarından farkına bile varmadılar kaytardığının.
İşlem tamamdı.
Ama çile şimdi başlıyordu.Uzun muhabbetli bir kahvaltı.Bu kadar neşeli ve muhabbetli olmak zorunda mıydılar sanki. Şu yemek ne saçma birşeydi.Sonrasında bulaşıklar ve çadır temizliği.Bitmek bilmez işler.Çarşaf gibi deniz, dalganırdı öğlene kadar ve o bunu hep kaçırıyordu annesi yüzünden.Annesi hayattan zevk almayı bilmezdi.Hep söylenirdi.Kumlardan şikayet eder,gaz ocağından şikayet eder,tulumbadan gelen kumlu suyu sevmez ,nefret ederdi çadır hayatından.Oysa kumlar, deniz ve güneş... sudaki balıklar, etekleri lacivert , mor biyelerle süslü deniz anaları... Bundan daha güzel ne olabilirdi ki.
DEVAMI VAR
(Küçük kız sonunda denizde)

0 Comments:
Post a Comment
<< Home