Thursday, December 08, 2005

dünün menüsü:)

“Bir kadın için erkeği yola getirmenin tek yolu, derinden sıkıp bunaltarak,yaşama karşı duyabileceği tüm ilgiyi ortadan kaldırmaktır.”

“Bilmem doğru mudur yasalar,
Yanlış mıdır:
Tüm bildiğimiz zindanda yatanlara
Sağlamlığıdır duvarın;
Yıl gibi olduğudur her günün,
Bir yıl ki,günler yıldan uzun.

Kendi kardeşinin kanını akıtan
İlk insandan bu yana,
İnsanoğlunun insan için yaptığı her yasayla,
Başlar acıların dünyası;
Buğdayı öğütür,samanı ayırır yasalar,
Değirmenlerin en şeytansı olanıyla”

Reading Zindanı Türküsü

Hepimiz kendi yasalarımızın zindanında öğütülüp şekilleniyoruz sonunda.
Duvarlarını kendimizin ördüğü,prangalarını kendimizin vurduğu,kapılarını kendimizin kapadığı ve kilitlerini okyanusların derinliklerine atıp kaybettiğimiz tutsak, bağımlı, korkak yaşamlar.

Toplum mu?
Töre mi?
Kanun mu?
Hadi canım siz de.Bireyler değil midir hepsinin temelinde olan.Yasakları kendi bencilliklerinden sahiplenme duygularından, kıskançlıklarından, yetersizliklerinden koymadılar mı başlangıçta.Doğalarına karşı gelmek pahasına.
Varolan bir düzene ve uyuma bireyin müdahalesinin açılımı; doymak bilmeyen egosu değil midir?
Doğanın düzenine uyum sağlamak yerine egosunu tatmini seçmiştir birey, o düzeni yıkmak pahasına. Paylaşamamıştır. Fazlasını istemiştir. Yok etmiştir bencilce. İnsanın kendisine karşı verdiği savaşın galibi yoktur.
Tüm kurumların temelinde sahiplenme, ezme, yok etme, yatar.Bu bir kısır döngüdür.Karşı konulmaza, karşı koyamazsınız.
Bir an gelir ezen de ezilende, yenen de yenik düşen de, siz olursunuz. Ve asla akışa bırakamazsınız artık kendinizi. Ahenk bozulmuştur çünkü.
Kendi zindanınızda çürür ve çürütürsünüz.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home