Tuesday, December 06, 2005

daktilo daktilo güzelim daktilooooo

Bayılıyorum şu klavyenin tuşlarına.İnsanı nasıl da tahrik ediyorlar.I-Ihhh olmuyor. O eskinin daktiloları nerdeee...
Küçükken hep bir daktilo isterdim.Büyüyünce aldım sonunda.Kavuniçi kocaman bişey.Hala durur o heybetli kutusunda.Arada bir açar bakarım.Güzel daktilom benim.
O eski siyah kaba saba daktiloların sesini çıkaramıyordu ama olsundu.
Canıımm F klavye daktilom benim.
Akütak... akütakamil ...Satır sonuna gelince elinle çek kolu,çınlamayla yeni bir satıra geç.Satır bitmek üzereyken de bir çınnn!!! Bu "çınnn"- bitiyor satır aman dikkat yazdıkların yarım kalacak -diye.

Doluyordu kağıt.Bir sürü hata yapıyordum.Okunmasında sakınca görmediklerim üzerinde geriye dönüp çizgi attırıyordum sadece.Sakıncalılar ise kocaman bir çarpı yiyorlardı.Sonra tipekse geçtim.Ama teknoloji de durmadı bu arada kahretsin...Zaten ben aldığımda elektronik daktiloların bile modası geçmek üzereydi neredeyse.Bilgisayarda sörf yapıyordu millet.

Mekanik daktilonun yerini tutar mı hiç yani.Tak tak vuracaksın tuşlara.Yazdıkların gözünü, gönlünü, kulağını dolduracak.

"Ya elektrikler kesilirse!
İşe yaramaz onlar!
Ben muhafazakarım kardeşim!" filan falan sökmedi.

Yine de uzun süre direndim.Savundum.Ne yazık ki, kale çoktan düşmüştü.Beni de teknoloji esir aldı.Geçtim mecburen Q' ya.

Daktiloyla yazmak üzere kurgulanıp da daktiloyu bekleyen romanlarımın hiç birini yazamadım.Hele bir tanesi çok güzel bir hikayeye sahipti.Gerçekti çoğu bölümü.Benden önce Nermin Bezmen benzerini yazdı.Paranın gözü kör olsun.Onun daktilosu vardı tabii zamanında.Ah,ah!zamanında daktilom olacaktı ki...Beni tutabilene aşkolsun!Ne yazardım ama.

Şimdi, kucağımdaki şu şeyle yazdıklarımı ben hissedemiyorum doğru dürüst.Okuyan nasıl hissetsin ki.Karalama da yok adam gibi.Dön geriye sil.İstersen al başa sil.Baştakini sona sondakini başa koy.Altı üst, üstü alt yap.Ortalardan kırp, kes, böl.Böyle yazar mı olunur.

Zamanında, her şey zamanında kardeşim.
Ama yine de şu tuşlara dokunmak var ya.Hamdolsun.

2 Comments:

Blogger achelia said...

umberto eco/Foucault Sarkacı

anlatsana hadi le petit prince.bekliyoruz kommentini.

7:58 AM  
Blogger deniztekinkirke said...

:)))

2:46 PM  

Post a Comment

<< Home