Küçük kız sık sık hayal kurardı.Bütün küçük kızlar gibi.Bu yüzden dedesi ona çok kızardı."Boynunu büküp düşünüyorsun" diye.Bunun kötü olan yanı neydi? Küçük kız bunu anlayamazdı bir türlü.
O güzel yaz sabahı, kahvaltı sofrasında sabırsızca çayını yudumlarken küçük kız, düşlere daldı yine.Babasının, çatalının ucuna taktığı ekmeğin üzerine sürülmüş iğrenç, tereyağlı ve kaymaklı lokmayı ağzına doğru dürtmesiyle uyandı o güzelim düşlerden.İnatçıydı başlangıçta hep.Hayır demeyi biliyordu.Ağzını sıkıca yumdu.Fakat babası ondan da inatçıydı.Sinirle ağzını açmasını emretti.Bu inatlaşma her sabah oluyordu.Küçük kız yemeyeceğini, babası ise yemesi gerektiğini tekrarlar dururdu.Küçük kız sonuçta bükemeyeceği bileği öpmek zorunda kalır ve öğürerek, gözünden yaşlar gelerek, lokmayı çiğnemeden yutmayı denerdi.Babasının gözlerindeki zafer pırıltısı onu büsbütün öğürtürdü.Küçük kız yine de lokmayı yutardı.Bilirdi ki,şayet tükürürse lokmayı, ikinci lokma daha büyük ve yağlı olacaktı.Hayat buydu.Erk kimdeyse boyun eğmiş gibi yapmak gerekirdi.Küçük kız küçüktü ama akıllıydı.Bir iğrenç lokma diğer büyük iğrenç lokmalardan onu korurdu.Küçük kız lokmayı yutarken içinden," birazdan denizde yüzeceğim, yorulunca sıcak kumlara uzanacağım,kovamla minik balıkları denizden toplayacağım" diye düşününce lokmayı daha kolay yuttuğunu farketmişti.Ama ertesi kahvaltıda yine de önce "hayır" demeyi deneyecekti.Bu, karşısındakine "istemiyorum ama şimdilik sana gücüm yetmiyor bir gün yetecek demekti.
Yıllar sonra kocaman bir küçük kız olabilseydi anlardı ki,bükemediğin bileği asla öpmeyeceksin.Bükemediğin bileği, en zayıf noktasından kıracaksın.Kıramazsan keseceksin.Kesemezsen yakacaksın.Yakamazsan yaktıracaksın,yok edeceksin veya ettireceksin.O bilek seni yok etmeden.
Küçük kız o gün deniz dalgalanmadan denize giremedi.
Bütün sabah, fırfırlı bikinisiyle sahilde oturdu.Sadece ayaklarını suya sokarak annesinin işlerini bitirip, deniz kenarına gelmesini bekledi.Kuraldı.Anne deniz kenarına gelmeden denize girilemezdi.Kıyıya vuran dalgalar giderek büyüdü. Ama annesi gelemedi bir türlü.Küçük kız sabırla bekledi annesini.Öğlene doğru annesi plaj sepeti kolunda, pembe rujunu sürmüş, siyah uzun saçlarına sarı bir bant takmış olarak kumsala havlusunu serdiğinde, denizde dalgalar iyice kabarmıştı.Küçük kız mutlulukla annesine koştu.Annesi "deniz dalgalı gözümün önünden ayrılmadan yüz " diye seslendi.Sonra plaj sepetinden kitabını çıkardı,Bafra sigarasını, o nefis uzun tırnaklı pembe ojeli parmaklarının arasına alarak havlusuna uzandı.Küçük kız annesine sarılarak öptü.O nefis kokuyu içine çekti."Anne kokuyorsun "yine dedi.Annesi gülümsedi.Ne güzeldi annesi ve ne güzel kokardı teni.
Küçük kız annesi kitabına daldığında dalgalara kavuşmuştu çoktan.
Küçük kız
Küçük bir genç kız.
Küçük bir genç kadın.
Küçük bir kadın.
Kocaman küçük bir kız.
Olamadan kavuştu denizine .
O yaz, öğleden sonra dalgalar onu aldılar.
Çünkü o, hiç büyümemeyi seçen akıllı, küçük bir kızdı.
O güzel yaz sabahı, kahvaltı sofrasında sabırsızca çayını yudumlarken küçük kız, düşlere daldı yine.Babasının, çatalının ucuna taktığı ekmeğin üzerine sürülmüş iğrenç, tereyağlı ve kaymaklı lokmayı ağzına doğru dürtmesiyle uyandı o güzelim düşlerden.İnatçıydı başlangıçta hep.Hayır demeyi biliyordu.Ağzını sıkıca yumdu.Fakat babası ondan da inatçıydı.Sinirle ağzını açmasını emretti.Bu inatlaşma her sabah oluyordu.Küçük kız yemeyeceğini, babası ise yemesi gerektiğini tekrarlar dururdu.Küçük kız sonuçta bükemeyeceği bileği öpmek zorunda kalır ve öğürerek, gözünden yaşlar gelerek, lokmayı çiğnemeden yutmayı denerdi.Babasının gözlerindeki zafer pırıltısı onu büsbütün öğürtürdü.Küçük kız yine de lokmayı yutardı.Bilirdi ki,şayet tükürürse lokmayı, ikinci lokma daha büyük ve yağlı olacaktı.Hayat buydu.Erk kimdeyse boyun eğmiş gibi yapmak gerekirdi.Küçük kız küçüktü ama akıllıydı.Bir iğrenç lokma diğer büyük iğrenç lokmalardan onu korurdu.Küçük kız lokmayı yutarken içinden," birazdan denizde yüzeceğim, yorulunca sıcak kumlara uzanacağım,kovamla minik balıkları denizden toplayacağım" diye düşününce lokmayı daha kolay yuttuğunu farketmişti.Ama ertesi kahvaltıda yine de önce "hayır" demeyi deneyecekti.Bu, karşısındakine "istemiyorum ama şimdilik sana gücüm yetmiyor bir gün yetecek demekti.
Yıllar sonra kocaman bir küçük kız olabilseydi anlardı ki,bükemediğin bileği asla öpmeyeceksin.Bükemediğin bileği, en zayıf noktasından kıracaksın.Kıramazsan keseceksin.Kesemezsen yakacaksın.Yakamazsan yaktıracaksın,yok edeceksin veya ettireceksin.O bilek seni yok etmeden.
Küçük kız o gün deniz dalgalanmadan denize giremedi.
Bütün sabah, fırfırlı bikinisiyle sahilde oturdu.Sadece ayaklarını suya sokarak annesinin işlerini bitirip, deniz kenarına gelmesini bekledi.Kuraldı.Anne deniz kenarına gelmeden denize girilemezdi.Kıyıya vuran dalgalar giderek büyüdü. Ama annesi gelemedi bir türlü.Küçük kız sabırla bekledi annesini.Öğlene doğru annesi plaj sepeti kolunda, pembe rujunu sürmüş, siyah uzun saçlarına sarı bir bant takmış olarak kumsala havlusunu serdiğinde, denizde dalgalar iyice kabarmıştı.Küçük kız mutlulukla annesine koştu.Annesi "deniz dalgalı gözümün önünden ayrılmadan yüz " diye seslendi.Sonra plaj sepetinden kitabını çıkardı,Bafra sigarasını, o nefis uzun tırnaklı pembe ojeli parmaklarının arasına alarak havlusuna uzandı.Küçük kız annesine sarılarak öptü.O nefis kokuyu içine çekti."Anne kokuyorsun "yine dedi.Annesi gülümsedi.Ne güzeldi annesi ve ne güzel kokardı teni.
Küçük kız annesi kitabına daldığında dalgalara kavuşmuştu çoktan.
Küçük kız
Küçük bir genç kız.
Küçük bir genç kadın.
Küçük bir kadın.
Kocaman küçük bir kız.
Olamadan kavuştu denizine .
O yaz, öğleden sonra dalgalar onu aldılar.
Çünkü o, hiç büyümemeyi seçen akıllı, küçük bir kızdı.

2 Comments:
küçük kız asla büyümedi. hayatını kendine göre onca zorlaştıran,aslında çoğunlukla da kolaylaştıran buydu. kimse ondan büyümesini beklemedi.o küçük bir kız olarak kalabilirdi.ama başkaları asla.ne yazık ki o küçük bir kız gibi kalabilme özgürlüğünün ne kadar güzel bise oldugunu asla anlayamadı.büyükmek istemekle kçük olmak arasında sıkıştı kaldı.oysa kabul etseydi büyümek zorunda olmadığını herşey yolunda gidecekti.
büyümek zorunda olanlardan çok çok daha yolunda.
çok çok güzel yazmışsın,son cümlelere kadar.son cümleler küçük kızın hayır demeyi bilen haline hiç yakışmıo,sen de çok iyi biliyorsun ki küçük kız iyi bir yüzücüdür dalgalara asla teslim olmaz.
teslim olmadı zaten:)
Post a Comment
<< Home